Aklimdan çikmayan kötü bir olasilik da su: Biliyorsun, bosanma asamasinda oldugum Murat'in kolu uzundur. Bana karsi öyle büyük bir öfkesi var ki, önceki yazilarimda hepsini anlatamadim. Acaba Japonya'ya, senin yanina, özgürlüge kaçma hazirligi yaptigimi ögrendi de bu engeli o mu çikardi? Bosanma davasi pasaport almaya engel degil, bunu biliyorum. Belki sen saçma bulmussundur bu düsüncemi. Bilmiyorum ki tatlim; Murat degilse kim, seni benden, beni senden uzaklastirmaya çalissin?Bir zamanlar evlenmeyi isteyecek kadar güvendigim, simdiyse katilden kaçar gibi uzak durdugum Murat, seni, kalbimdeki yerini biliyordu Remziye'm.
Hatta sana asik oldugumu söylüyor, aramizdaki sevgiyi anlamiyordu. Sevgi, ask dendi mi, anladigi tek sey cinsellikti. Bunun disinda ask tanimiyordu melegim. Iki ruhun birbirine degmesini, mesafeleri asan içsel yoldasligi onun sig dünyasina sigdiramiyordum. Anlasin diye bir keresinde Mevlâna ile Sems arasindaki asktan söz etmistim. Nasil sinirlendigini anlatamam.- Mevlâna'yi karalamak isteyenlerin uydurmasi bu, erkek erkege ask yasanmaz, askin fitrati buna izin vermez, demis, yumrugunu duvara vurmustu.
O anki bagirmalarini duysaydin delirdigini, biçagi aldigi gibi saldiracagini düsünerek öyle çok korkardin ki. Benim seninle mutlu hissetmeme zerre kadar dayanamiyordu. Bir kadinin ruh esinin baska bir kadin olamayacagini düsünüyordu. Ruh esinden anladigi sey, karsi cinslerin eslesmesiydi. Bunun disinda kalan eslesmelerin hastalik oldugunu söylüyor, karsi gelindigindeyse agiz dolusu hakaret ediyordu.
Mevlâna ile Sems arasinda oldugu gibi, erkek erkege ask benim gibi solcularin uydurmasiymis. Oysa ben ona, ruhun cinsiyetinin olamayacagini, evrensel enerjinin yansimasi olarak iki insanin birbirine ayna tutusunu anlatmaya çalisiyordum. Murat ve onun zihniyetindeki o dindar görünümlü, içi kurumus kitle için her sey bedenden ibaret canim melegim. Bu yüzden bizi anlamalarina olanak yok. Onlarin nazarinda "ask", sadece yasaklarla çevrelenmis, mülkiyet duygusuyla kirletilmis bir dürtü.
Mevlâna ile Sems arasindaki büyük dostlugu, dünyalarina alamadiklari gönül bagini ancak kendi kirli bilinçaltlarindaki sapkinliklarla tartabiliyorlar. Bu dindar yobazlar, askin o mertebesini asla anlayamazlar; çünkü onlar için sevgi bir özgürlesme degil, bir tahakküm aracidir. Maneviyati sekle, ibadeti gösterise, aski ise sadece biyolojik bir eyleme indirgeyen bu zihniyet, Mevlana'nin Sems'te Allah'in nurunu görüsünü kavrayamaz.
Kavrayamadiklari her seyi, - Iftira, diyerek reddediyorlar ya da, hakarete doymayan hoyrat dilleriyle kirletiyorlar. Aslinda Murat'in o anki öfkesi, sadece Mevlana'yi savunma refleksi degildi bence. Ruhsuz yasaminin, kendi çorakliginin yüzüne vurulmasina tahammül edemedi. Onun gibi dinciler, Sems ve Mevlana'yi sadece kendi muhafazakâr kaliplarina hapsetmek istiyorlar. Onlarin siirlerini, o evrensel feryatlarini duymazlar; sadece o görkemli mirasi kendi iktidar alanlarini tahkim etmek için kullanirlar.
Bu yüzden onlara göre iki kadinin veya iki erkegin ruhsal yakinligi her zaman tehlikeli ve anormaldir. - Anormallik bizde, biz insan degiliz, diyemezler gülüm. Çünkü gerçek ask, her türlü kalibi yikar ve özgürlestirir; oysa onlarin ihtiyaci olan sey hapsedilmis, korkutulmus ve biat etmis ruhlardir. Biliyorum, bu hastalikli ruh hala benden öç almak istiyor. Beni senin isigindan koparmak, beni bu kaba, bu cinsellige ve maddeye tapinan karanliga mahkûm etmek istiyor.
Bunun için çok çalisti ama basarili olamadi. Esir alamadigi ruhumu çok kez kanatlarindan vurmaya çalisti. Bunlari hatirladikça içim öyle aciyor ki melegim Bir yanda devletin içindeki o tarikatçi istila, bir yanda evimin içindeki o zifiri karanlik, dayanamadim, her seyi terk ettim ama, adamdan hala kurtulamiyorum. Adaleti olmayan bir ülkede, aski tanimayan bir adamin hapishanesinde, ömür boyu kilit altinda yasamaya hayir diyorum, yeter artik.
Aklimdan çikmayan kötü bir olasilik da su: Biliyorsun, bosanma asamasinda oldugum Murat'in kolu uzundur. Bana karsi öyle büyük bir öfkesi var ki, önceki yazilarimda hepsini anlatamadim. Acaba Japonya'ya, senin yanina, özgürlüge kaçma hazirligi yaptigimi ögrendi de bu engeli o mu çikardi? Bosanma davasi pasaport almaya engel degil, bunu biliyorum. Belki sen saçma bulmussundur bu düsüncemi. Bilmiyorum ki tatlim; Murat degilse kim, seni benden, beni senden uzaklastirmaya çalissin?Bir zamanlar evlenmeyi isteyecek kadar güvendigim, simdiyse katilden kaçar gibi uzak durdugum Murat, seni, kalbimdeki yerini biliyordu Remziye'm.
Hatta sana asik oldugumu söylüyor, aramizdaki sevgiyi anlamiyordu. Sevgi, ask dendi mi, anladigi tek sey cinsellikti. Bunun disinda ask tanimiyordu melegim. Iki ruhun birbirine degmesini, mesafeleri asan içsel yoldasligi onun sig dünyasina sigdiramiyordum. Anlasin diye bir keresinde Mevlâna ile Sems arasindaki asktan söz etmistim. Nasil sinirlendigini anlatamam.- Mevlâna'yi karalamak isteyenlerin uydurmasi bu, erkek erkege ask yasanmaz, askin fitrati buna izin vermez, demis, yumrugunu duvara vurmustu.
O anki bagirmalarini duysaydin delirdigini, biçagi aldigi gibi saldiracagini düsünerek öyle çok korkardin ki. Benim seninle mutlu hissetmeme zerre kadar dayanamiyordu. Bir kadinin ruh esinin baska bir kadin olamayacagini düsünüyordu. Ruh esinden anladigi sey, karsi cinslerin eslesmesiydi. Bunun disinda kalan eslesmelerin hastalik oldugunu söylüyor, karsi gelindigindeyse agiz dolusu hakaret ediyordu.
Mevlâna ile Sems arasinda oldugu gibi, erkek erkege ask benim gibi solcularin uydurmasiymis. Oysa ben ona, ruhun cinsiyetinin olamayacagini, evrensel enerjinin yansimasi olarak iki insanin birbirine ayna tutusunu anlatmaya çalisiyordum. Murat ve onun zihniyetindeki o dindar görünümlü, içi kurumus kitle için her sey bedenden ibaret canim melegim. Bu yüzden bizi anlamalarina olanak yok. Onlarin nazarinda "ask", sadece yasaklarla çevrelenmis, mülkiyet duygusuyla kirletilmis bir dürtü.
Mevlâna ile Sems arasindaki büyük dostlugu, dünyalarina alamadiklari gönül bagini ancak kendi kirli bilinçaltlarindaki sapkinliklarla tartabiliyorlar. Bu dindar yobazlar, askin o mertebesini asla anlayamazlar; çünkü onlar için sevgi bir özgürlesme degil, bir tahakküm aracidir. Maneviyati sekle, ibadeti gösterise, aski ise sadece biyolojik bir eyleme indirgeyen bu zihniyet, Mevlana'nin Sems'te Allah'in nurunu görüsünü kavrayamaz.
Kavrayamadiklari her seyi, - Iftira, diyerek reddediyorlar ya da, hakarete doymayan hoyrat dilleriyle kirletiyorlar. Aslinda Murat'in o anki öfkesi, sadece Mevlana'yi savunma refleksi degildi bence. Ruhsuz yasaminin, kendi çorakliginin yüzüne vurulmasina tahammül edemedi. Onun gibi dinciler, Sems ve Mevlana'yi sadece kendi muhafazakâr kaliplarina hapsetmek istiyorlar. Onlarin siirlerini, o evrensel feryatlarini duymazlar; sadece o görkemli mirasi kendi iktidar alanlarini tahkim etmek için kullanirlar.
Bu yüzden onlara göre iki kadinin veya iki erkegin ruhsal yakinligi her zaman tehlikeli ve anormaldir. - Anormallik bizde, biz insan degiliz, diyemezler gülüm. Çünkü gerçek ask, her türlü kalibi yikar ve özgürlestirir; oysa onlarin ihtiyaci olan sey hapsedilmis, korkutulmus ve biat etmis ruhlardir. Biliyorum, bu hastalikli ruh hala benden öç almak istiyor. Beni senin isigindan koparmak, beni bu kaba, bu cinsellige ve maddeye tapinan karanliga mahkûm etmek istiyor.
Bunun için çok çalisti ama basarili olamadi. Esir alamadigi ruhumu çok kez kanatlarindan vurmaya çalisti. Bunlari hatirladikça içim öyle aciyor ki melegim Bir yanda devletin içindeki o tarikatçi istila, bir yanda evimin içindeki o zifiri karanlik, dayanamadim, her seyi terk ettim ama, adamdan hala kurtulamiyorum. Adaleti olmayan bir ülkede, aski tanimayan bir adamin hapishanesinde, ömür boyu kilit altinda yasamaya hayir diyorum, yeter artik.