Simgeye Giden Yol - Baslangiç, kadinin kimligini, bastirilmis arzularini ve varolussal boslugunu merkeze alan çok katmanli bir anlatidir. Bu kitap bir olay örgüsünden çok, bir esik anlatir: Kadinin kendine, bedene, güce ve tamamlanmaya dogru attigi ilk adimi. Roman, dört kadinin iç dünyasindan süzülen hikâyelerle ilerler. Her biri baska bir boslugu tasir; biri suskunlugunu, biri kivilcimini, biri sorgusunu, biri bastirilmis arzularini.
Okur, bu kadinlarin iç seslerine tanik olurken, aslinda kendi susturulmus sorulariyla da yüzlesir. Çünkü bu metin, yalnizca karakterleri anlatmaz; okuru da anlatinin içine çeker. Baslangiçta siradan görünen hayatlar, küçük bir temasla çatlamaya baslar. Bir cümle, bir bakis, bir davet. Kadinlarin alistiklari düzen, "olmasi gereken" hayat, yavas yavas anlamini yitirir. Yerine adi konulamayan bir arayis geçer.
Roman bu noktada hizlanmaz; bilerek agirlasir. Çünkü dönüsüm gürültüyle degil, sessizlikle olur. Simge, bu anlatinin merkezinde yer alan güçlü bir metafordur. Bir isaret, bir yön, bir çagri. Ne yalnizca bedene, ne yalnizca ruha aittir. Simge; tamamlanma arzusunun, yaratici gücün ve insanin kendini asma isteginin sembolüdür. Metin boyunca simge, bazen bir düsünce olarak, bazen bir bakista, bazen de bir karsilasmada belirir.
Açikça gösterilmez; sezdirilir. Romanin dili bilinçli olarak konforlu degildir. Okuru rahatlatmak için degil, düsündürmek ve yerinden oynatmak için yazilmistir. Kadin-erkek iliskisi, güç-teslimiyet dengesi, arzu-utanç ikilemi hazir kaliplarla ele alinmaz. Her kavram, karakterlerin yasadiklari üzerinden yeniden kurulur. Hiçbir yargi dagitilmaz; ama hiçbir soru da ertelenmez. Metnin dikkat çekici yönlerinden biri, cinselligi bir amaç degil, bir metafor alani olarak ele almasidir.
Beden, bu romanda teshir edilen bir nesne degildir; anlamin tasiyicisidir. Çiplaklik, örtüsüzlükten çok yüzlesmeyi anlatir. Arzu, hazdan önce bilinçtir. Bu yüzden anlati, okuru kiskirtmaktan çok, derinlestirir."Simgeye Giden Yol - Baslangiç", bir son vaat etmez. Aksine, okuru bilinçli olarak yarim birakir. Çünkü bu kitap bir serinin ilk halkasidir. Burada anlatilanlar, yolun tamami degil; kapinin esigidir.
Karakterler henüz dönüsmemistir; ama artik geri de dönemeyeceklerini bilirler. Okur da ayni noktada birakilir: Merakla, tedirginlikle ve devam etme istegiyle. Bu kitap, hizli tüketilecek bir anlati degildir. Satir aralarinda dolasmak, durup düsünmek, bazi cümleleri tekrar okumak ister. Kendini güçlü hissedenler kadar, içindeki boslugu fark edenler için de yazilmistir. Eger bir romanin size yalnizca bir hikâye anlatmasini degil, sizden bir sey talep etmesini istiyorsaniz;Eger okurken degil, kapattiktan sonra etkisini hissettiren metinlere yaklasiyorsaniz;Bu yolun baslangici, tam da burasidir.
Simgeye Giden Yol - Baslangiç, kadinin kimligini, bastirilmis arzularini ve varolussal boslugunu merkeze alan çok katmanli bir anlatidir. Bu kitap bir olay örgüsünden çok, bir esik anlatir: Kadinin kendine, bedene, güce ve tamamlanmaya dogru attigi ilk adimi. Roman, dört kadinin iç dünyasindan süzülen hikâyelerle ilerler. Her biri baska bir boslugu tasir; biri suskunlugunu, biri kivilcimini, biri sorgusunu, biri bastirilmis arzularini.
Okur, bu kadinlarin iç seslerine tanik olurken, aslinda kendi susturulmus sorulariyla da yüzlesir. Çünkü bu metin, yalnizca karakterleri anlatmaz; okuru da anlatinin içine çeker. Baslangiçta siradan görünen hayatlar, küçük bir temasla çatlamaya baslar. Bir cümle, bir bakis, bir davet. Kadinlarin alistiklari düzen, "olmasi gereken" hayat, yavas yavas anlamini yitirir. Yerine adi konulamayan bir arayis geçer.
Roman bu noktada hizlanmaz; bilerek agirlasir. Çünkü dönüsüm gürültüyle degil, sessizlikle olur. Simge, bu anlatinin merkezinde yer alan güçlü bir metafordur. Bir isaret, bir yön, bir çagri. Ne yalnizca bedene, ne yalnizca ruha aittir. Simge; tamamlanma arzusunun, yaratici gücün ve insanin kendini asma isteginin sembolüdür. Metin boyunca simge, bazen bir düsünce olarak, bazen bir bakista, bazen de bir karsilasmada belirir.
Açikça gösterilmez; sezdirilir. Romanin dili bilinçli olarak konforlu degildir. Okuru rahatlatmak için degil, düsündürmek ve yerinden oynatmak için yazilmistir. Kadin-erkek iliskisi, güç-teslimiyet dengesi, arzu-utanç ikilemi hazir kaliplarla ele alinmaz. Her kavram, karakterlerin yasadiklari üzerinden yeniden kurulur. Hiçbir yargi dagitilmaz; ama hiçbir soru da ertelenmez. Metnin dikkat çekici yönlerinden biri, cinselligi bir amaç degil, bir metafor alani olarak ele almasidir.
Beden, bu romanda teshir edilen bir nesne degildir; anlamin tasiyicisidir. Çiplaklik, örtüsüzlükten çok yüzlesmeyi anlatir. Arzu, hazdan önce bilinçtir. Bu yüzden anlati, okuru kiskirtmaktan çok, derinlestirir."Simgeye Giden Yol - Baslangiç", bir son vaat etmez. Aksine, okuru bilinçli olarak yarim birakir. Çünkü bu kitap bir serinin ilk halkasidir. Burada anlatilanlar, yolun tamami degil; kapinin esigidir.
Karakterler henüz dönüsmemistir; ama artik geri de dönemeyeceklerini bilirler. Okur da ayni noktada birakilir: Merakla, tedirginlikle ve devam etme istegiyle. Bu kitap, hizli tüketilecek bir anlati degildir. Satir aralarinda dolasmak, durup düsünmek, bazi cümleleri tekrar okumak ister. Kendini güçlü hissedenler kadar, içindeki boslugu fark edenler için de yazilmistir. Eger bir romanin size yalnizca bir hikâye anlatmasini degil, sizden bir sey talep etmesini istiyorsaniz;Eger okurken degil, kapattiktan sonra etkisini hissettiren metinlere yaklasiyorsaniz;Bu yolun baslangici, tam da burasidir.