Cankurtaran, Gürel Sürücü'nün üçüncü öykü kitabi olarak okurla bulusuyor. Yirmi dört öyküden olusan eser, insanin en zor anlarinda kurtulusu yine insanda arayan sicak ve içten anlatilariyla dikkat çekiyor. Kitabin kapak tasarimindan öykülerine kadar uzanan ortak duygu, umudun çogu zaman uzanan bir elde, paylasilan bir bakista ya da hiç beklenmeyen bir anda filizlenebilecegini hatirlatiyor. Gürel Sürücü, yasadigi, tanik oldugu ve hayatin içinden süzüp öyküye dönüstürdügü insan hikâyelerini yalin ama etkileyici bir dille anlatiyor.
Her öykü, anilarin izini sürerken okuru hem geçmise hem bugüne götürüyor; kimi zaman kendi yasamiyla yüzlestiriyor, kimi zaman da bambaska hayatlarin sessiz tanigi hâline getiriyor. Toplumcu gerçekçi damari, siirsel anlatimi ve güçlü gözlem yetenegiyle sekillenen Cankurtaran, insan iliskilerini, dayanismayi, yalnizligi, umudu ve yeniden ayaga kalkma iradesini merkezine aliyor. Öyküler, gündelik hayatin içinde çogu zaman fark edilmeyen ayrintilari görünür kilarken, her baslik kendi dünyasini kuruyor ve okuru o dünyanin dogal bir parçasina dönüstürüyor.
Cankurtaran, yalnizca öykülerden olusan bir kitap degil; insanin insana uzattigi elin, dayanismanin ve yasama tutunma çabasinin edebi bir anlatimi. Çünkü bazen bir öykü, bazen bir söz, bazen de bir insan, baska bir insanin cankurtarani olabilir.
Cankurtaran, Gürel Sürücü'nün üçüncü öykü kitabi olarak okurla bulusuyor. Yirmi dört öyküden olusan eser, insanin en zor anlarinda kurtulusu yine insanda arayan sicak ve içten anlatilariyla dikkat çekiyor. Kitabin kapak tasarimindan öykülerine kadar uzanan ortak duygu, umudun çogu zaman uzanan bir elde, paylasilan bir bakista ya da hiç beklenmeyen bir anda filizlenebilecegini hatirlatiyor. Gürel Sürücü, yasadigi, tanik oldugu ve hayatin içinden süzüp öyküye dönüstürdügü insan hikâyelerini yalin ama etkileyici bir dille anlatiyor.
Her öykü, anilarin izini sürerken okuru hem geçmise hem bugüne götürüyor; kimi zaman kendi yasamiyla yüzlestiriyor, kimi zaman da bambaska hayatlarin sessiz tanigi hâline getiriyor. Toplumcu gerçekçi damari, siirsel anlatimi ve güçlü gözlem yetenegiyle sekillenen Cankurtaran, insan iliskilerini, dayanismayi, yalnizligi, umudu ve yeniden ayaga kalkma iradesini merkezine aliyor. Öyküler, gündelik hayatin içinde çogu zaman fark edilmeyen ayrintilari görünür kilarken, her baslik kendi dünyasini kuruyor ve okuru o dünyanin dogal bir parçasina dönüstürüyor.
Cankurtaran, yalnizca öykülerden olusan bir kitap degil; insanin insana uzattigi elin, dayanismanin ve yasama tutunma çabasinin edebi bir anlatimi. Çünkü bazen bir öykü, bazen bir söz, bazen de bir insan, baska bir insanin cankurtarani olabilir.