Bu topraklarda korku, nesilden nesile aktarilan bir miras gibiydi. Insanlar gibi keçi adamlar da onunla büyür, onunla yasar, onunla boyun egerdi. Daglarin ardinda anlatilan seyin ne oldugu hiçbir zaman açikça söylenmezdi; yalnizca var oldugu, izledigi ve itaat etmeyenleri buldugu söylenirdi. Bu yüzden kimileri emredileni yapti, kimileri susmayi seçti, kimileri de sorgulamayi aklindan bile geçirmedi.
Zamanla korku bir söylenti olmaktan çikti, bir düzen hâline geldi. Bu düzenin içinde görevler verildi, borçlar ödendi ve bedeller sorgusuz kabul edildi. Kimse bu düzenin neden kuruldugunu ya da gerçekten neyi korudugunu sormadi. Çünkü burada asil tehlike, dagin arkasinda oldugu söylenen sey degil; ona inanmanin kendisiydi.
Bu topraklarda korku, nesilden nesile aktarilan bir miras gibiydi. Insanlar gibi keçi adamlar da onunla büyür, onunla yasar, onunla boyun egerdi. Daglarin ardinda anlatilan seyin ne oldugu hiçbir zaman açikça söylenmezdi; yalnizca var oldugu, izledigi ve itaat etmeyenleri buldugu söylenirdi. Bu yüzden kimileri emredileni yapti, kimileri susmayi seçti, kimileri de sorgulamayi aklindan bile geçirmedi.
Zamanla korku bir söylenti olmaktan çikti, bir düzen hâline geldi. Bu düzenin içinde görevler verildi, borçlar ödendi ve bedeller sorgusuz kabul edildi. Kimse bu düzenin neden kuruldugunu ya da gerçekten neyi korudugunu sormadi. Çünkü burada asil tehlike, dagin arkasinda oldugu söylenen sey degil; ona inanmanin kendisiydi.