Nouveauté
Offrir maintenant
Ou planifier dans votre panier
Disponible dans votre compte client Decitre ou Furet du Nord dès validation de votre commande. Le format ePub est :
  • Compatible avec une lecture sur My Vivlio (smartphone, tablette, ordinateur)
  • Compatible avec une lecture sur liseuses Vivlio
  • Pour les liseuses autres que Vivlio, vous devez utiliser le logiciel Adobe Digital Edition. Non compatible avec la lecture sur les liseuses Kindle, Remarkable et Sony
Logo Vivlio, qui est-ce ?

Notre partenaire de plateforme de lecture numérique où vous retrouverez l'ensemble de vos ebooks gratuitement

Pour en savoir plus sur nos ebooks, consultez notre aide en ligne ici
C'est si simple ! Lisez votre ebook avec l'app Vivlio sur votre tablette, mobile ou ordinateur :
Google PlayApp Store
  • FormatePub
  • ISBN8235627833
  • EAN9798235627833
  • Date de parution17/07/2026
  • Protection num.pas de protection
  • Infos supplémentairesepub
  • ÉditeurIoakim Ioakim

Résumé

Dünya, insani yavasça uyusturan pariltili vitrinleri, bitmek bilmeyen basamaklari ve insanligin büyük bir coskuyla ortak oldugu sahte oyunlariyla devasa bir illüzyon sahnesidir. Bu sahneye adim atan her fani, henüz farkina bile varmadan yüzüne geçirilen o kalin gaflet bezinin ardindaki tatli körlüge siginir; hirsin, dünyevi makamlarin ve her köse basinda insani avutan "daha çok vakit var" yalaninin dügümledigi o baglarla, dipsiz bir uçurumun tam kenarinda suursuzca savrulup durur.
Iste tam da bu büyük çürümenin, modern insanin kalbini kemiren o görünmez prangalarin tam ortasindan yükselen ve okuyucuyu ruhsal bir sarsintiyla kendine getiren edebi bir manifesto yükseliyor: Körebe. Romanin ana kahramani Mansur, Kahire'nin en seçkin fakültesinde okuyan, parmak uçlariyla hayat kurtaracak bir gelecege hazirlanan parlak bir tip ögrencisidir. Ancak onun kaderi, sadece bedenlerin anatomisini incelemekle kalmayacak; geçirdigi o gizemli kazanin ve ruhunu sarsan dehsetli kâbuslarin ardindan, insanin o dehlizleri andiran görünmeyen gizli yanini da kesfedecegi çetin bir hicret yolculuguna evrilecektir.
Mansur, hirsla ve arsizca bu dünyadan koparabildigi kadarini kendine hapsetmeye çalisan o eski çig adamdan, attigi her adimi, kalbinden geçirdigi her gizli niyeti milim milim kaydeden görünmez ve amansiz bir defterin farkindaligina erisen bir yolcuya dönüsecektir. Yol arkadasi ve kilavuzu Arif'in o sarsici davetiyle, sehrin hiç ayak basilmamis, ter, küf ve hastaligin iç içe geçtigi o izbe bodrum katlarinda, kimsesizlerin yaralarini sararken bulacaktir kendini.
Orada, o pis kokulu çarsaflarin arasinda, kendisine tesekkür bile etmeyecek huysuz bir yasli adamin sargisini degistirirken, içindeki o kibirli "ben müstakbel bir doktorum" diyen nefsin çiplak ve sinsi sesini ilk kez duyacaktir. Ve Mansur tam da o an anlayacaktir ki; hakikati büyük kitaplardan okumak, felsefi meclislerde derin laflar etmek kolaydir; asil çetin idman, görünmez bir hamuru zifiri bir karanlikta evirip çevirmek gibi olan o nefs mumunu, insanin hiç hosuna gitmeyen, onu en çok zorlayan yerde, bizzat elini tasin altina koyarak yogurmasidir.
Körebe, okuyucusunu fildisi kulesinden izleyen didaktik bir entelektüelin parmak sallayan vaazi asla degildir. Eser, sömürenleri, ezilenleri, dünyevi kariyerlerin getirdigi o sahte üst kat sevdalarini anlatirken hiçbir ideolojik bayragin altina siginmaz; insanligin bu büyük panayirina herkese esit mesafeden, biraz yukaridan ve kalbindeki o kederli merhametle bakar. Bugünün aceleci kalemlerinin çoktan unuttugu tenakuz, fâni, izmihlal veya ehven-i ser gibi kadim kelimeleri, egreti duran birer entelektüel özenti olarak degil, eski zamanlarin o agirbasli bilgeligiyle modern dünyanin hizli ritmini bulusturan edebi birer köprü olarak kullanir.
Bu romani bitirdiginizde, sadece bir hikaye okumus olmayacaksiniz; sifayla ölümün o biçak sirti ince sinirinda yürüyecek, her sinavda yeniden tökezleyen ama her kapaklanistan sonra kanayan dizlerine ragmen yeniden ayaga kalkan Mansur'un sahsinda kendi zaaflarinizla yüzleseceksiniz. Ve nihayetinde, romanin o son sayfasinda yankilanan, insani uykusundan uyandiracak o muazzam, o dürüst merakin sorusuyla bas basa kalacaksiniz:"Ben sahiden uyandim mi gerçekten? Yoksa bir bezden kurtuldugunu sanip, yüzüne bir baskasini bagladigini bilmeyen o zavalli çocuk gibi, hâlâ o büyük körebe oyununun içinde mi dönüp duruyorum?"Artik o dügümü çözmek, o uçurumun kenarindan çekilip kendi içsel mumunu yogurmaya baslamak ya da o tatli körlügün içinde kör oyununa devam etmek tamamen okurun kendi iradesine kalmistir.
Yazarlar, sözün o saf isigini öne çikararak aramizdan çekilmistir; simdi o görünmez bagi çözme sirasi sizde.